Zorla Kaybedilenler Veritabanı

Hukuki Süreç

OlayHukuki süreç özetiBelgeler
Ali İhsan Dağlı'nın Zorla Kaybedilmesi Hukuki süreç özeti AFFAIRE-UCAK-ET-AUTRES-TURQUIE
Hukuki süreçte son durum:Soruşturmada diğer nedenlerle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
Savcılık / Mahkeme adı:
Soruşturma / Dava tarihi:1995-05-14
Anayasa Mahkemesi Başvurusu:Hayır
AİHM Başvurusu:Yes
AİHM Kararı:Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
Mehmet Dağlı ve Amine Dağlı, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı’na (20 ve 24 Nisan 1995) ve Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı’na (1 Mayıs 1995) birkaç kez başvurarak 14 Nisan 1995 günü Eşme Köyü’ne düzenlenen operasyon sırasında jandarmalar tarafından gözaltına alınan oğulları Ali İhsan Dağlı’nın nerede tutulduğu ve sağlık durumu hakkında bilgi istedi.

Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sorması üzerine, Silvan İlçe Jandarma Komutanlığı, operasyon sırasında Ali İhsan Dağlı’yı ellerinden kaçırdıkları bilgisini verdi.

Evrensel Gazetesi’nde yer alan “İşte Kayıp” ve “Dağlı Kurşuna Dizildi” başlıklı haberlerde, Ali İhsan Dağlı’nın gözaltında çekildiği iddia edilen yaralı fotoğraflarına yer verilmesi üzerine Mehmet Dağlı tekrar savcılığa başvurdu. Yine 24 Kasım 1995 tarihli Evrensel Gazetesi’nde, B.G. adlı bir askerin Ali İhsan’ı gözaltında gördüğünü ve daha sonra komutanından Ali İhsan’ın vurulduğunu öğrendiğini ancak bunu kimin yaptığını bilmediğini anlatan bir haber çıktı ancak Ali İhsan'ın gözaltına alındığı inkar edilmeye devam edildi.

Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı, Eşme Köyü sakinlerinden M.E., M.U., S.Y. ve Mehmet Dağlı’yı tanık olarak dinledi. Köy sakinleri, Ali İhsan Dağlı’nın operasyon sırasında jandarmalar tarafından gözaltına alındığını doğruladı. Silvan’da askerlik görevini yapmış olan tanık M.S. ise ifadesinde, böyle bir olay hatırlamadığını söyledi.

Savcılık tarafından ifadesi alınan kişilerden biri de Evrensel Gazetesi Yazı İşleri Müdürü A.E. idi. A.E., bahsi geçen fotoğrafın ne şekilde temin edildiğini bildirme mecburiyetinde olmadığını beyan etti.

Ali İhsan Dağlı ile beraber gözaltına alınan tanık R.Ö., Dağlı’nın gözaltında işkence gördüğüne şahit olduğunu söyledi. Yine yakalananlardan M.T. ise, gözlerini bağladıkları için başka kimin yakalandığını görmediğini ifade etti.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Zorla ve İrade Dışı Kaybolmalar Çalışma Grubu'nun Türk Hükümeti'nden konuya ilişkin bilgi edinmek istemesi üzerine Adalet Bakanlığı ile Diyarbakır ve Silvan Cumhuriyet Başsavcılıkları arasında birtakım yazışmalar yapıldı. Bu arada Ali İhsan Dağlı’nın yakınları İHD Diyarbakır Şubesi ve Uluslararası Af Örgütü'ne başvuru yaptı ve yardım istedi. Bu kuruluşların girişimleri de sonuçsuz kaldı.

Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı, tanık anlatımlarından Ali İhsan Dağlı’nın Diyarbakır’da gözaltında tutulduğu anlaşıldığından, 04.05.2000 tarihinde yetkisizlik kararı vererek, dosyayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi (Karar No: 2000/11). Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ise, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nün Ali İhsan Dağlı’nın Diyarbakır’da gözaltına alınmadığını bildirmesi üzerine, 22.06.2000 tarihinde 2000/328 sayılı yetkisizlik kararı vererek dosyayı Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı’na geri gönderdi.

Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı, bu sefer Ali İhsan Dağlı’nın eşi Besra Üçak’ın ifadesine başvurdu. 25.10.2001 tarihinde ise görevsizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır 7. Kolordu Askeri Savcılığı’na gönderdi (Karar No: 2001/7). Diyarbakır 7. Kolordu Askeri Savcılığı, olayda askeri bir suç olmadığı gerekçesiyle herhangi bir işlem yapmaksızın 07.11.2001 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi (Karar No: 2001/31).

Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, 03.12.2001’de bir işlem yapmaksızın, operasyonun Silvan İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından gerçekleştirildiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı yeniden Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı, Diyarbakır Valiliği’nden operasyona katılan kamu görevlileri hakkında soruşturma yapmak için izin istedi. Ancak, Valilik tarafından soruşturma izni verilmemesine karar verildi. Besra Uçak’ın vekili bu karara itiraz etti ancak itiraz kabul edilmedi.

İdarenin soruşturma izni vermemesi üzerine Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı 06.06.2003 tarihinde takipsizlik kararı verdi. Siverek Ağır Ceza Mahkemesi, 20.09.2004 tarihinde takipsizlik kararına yapılan itirazı reddetti ve bu noktada iç hukuk yolları tükenmiş oldu.

01.08.2001 tarihinde, 75527/01 başvuru numarasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınan dosyada Mahkeme, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddesini ve yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesini etkin soruşturma yapmamak suretiyle usulden ihlal ettiğine karar verdi ve devleti Dağlı ailesine tazminat ödemeye mahkum etti.

Zeki Diril ve İlyas Diril'in Zorla Kaybedilmesi Hukuki süreç özeti APRO-DIRIL-TURKIYE-KARARI
Hukuki süreçte son durum:Soruşturmada diğer nedenlerle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
Savcılık / Mahkeme adı:
Soruşturma / Dava tarihi:
Anayasa Mahkemesi Başvurusu:Hayır
AİHM Başvurusu:Yes
AİHM Kararı:Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
13 Mayıs 1994 tarihinde Şırnak ili Uludere ilçesine bağlı olan Uzungeçit Jandarması tarafından hazırlanan tutanakta, Zeki Diril ve kuzeni İlyas Diril’in, bu tarihte saat 16:00 civarında bir kimlik kontrolü sırasında yakalandıkları belirtildi. Diril ailesi olayın meydana geldiği zamanda Şırnak ili Beytüşşebap ilçesinin Kovankaya köyünde yaşıyordu.

1 Ağustos 1994 tarihinde, Zeki’nin babası Apro Diril, Beytüşebap Savcılılığına tutuklandıkları tarih olan 2 Mayıs 1994 tarihinden beri haber alamadığı oğlunun ve yeğeninin akıbetini sordu.

5 Ağustos 1994 tarihinde, Apro Diril, Beytüşşebap Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlendi. Cumhuriyet Savcısı yetkisizlik kararı verdi ve dosyayı Uludere Cumhuriyet Savcılığı’na sevk etti.

1 Kasım 1994 tarihinde, Beytüşşebap Cumhuriyet Savcısı, Apro Diril ve İlyas’ın babasının ifadelerini aldı.

28 Mayıs 1995 tarihinde, Beytüşşebap Cumhuriyet Savcılığı, Zeki ve İlyas’ın yakınları olan ve onlarla birlikte yakalanan K.D ve İ.D hakkında ihzar müzekkeresi çıkarttı.

31 Ağustos 1995 tarihinde, İ.D., Beytüşşebap Cumhuriyet Savcısı’na Zeki ve İlyas’la aynı zamanda, bir gece boyunca Uzungeçit Jandarma Karakolu’nda tutulduğunu belirtti.

K.D’nin ifadesi, artık belirtilen adreste ikamet etmediğinden alınamadı.

28 Temmuz 1998 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nden ( “Adalet Bakanlığı”) kaybolan şahısların özgürlük hakkına müdahale etmek suçundan, Uludere Jandarması aleyhine cezai soruşturma başlatma izni istedi.

27 Nisan 2000 tarihinde, Uludere Jandarma Komutanı olan B.S, Zeki ve İlyas’ın PKK’ya mensup olmaları iddiasıyla yakalandıklarını ifade etti. Komutan’a göre kısa süren bir sorgulama sonrasında, İlyas serbest bırakıldı, Zeki ise gözaltına alındı. Zeki’nin ifadesi alındıktan sonra ve aynı gece serbest bırakıldı.

12 Temmuz 2000 tarihinde, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı, Uludere Jandarması’nın gözaltı kayıtlarının bulunamadığı ve bu nedenle gözaltının hangi tarihte son bulduğunun tespit edilmesinin mümkün olmadığı yönünde Adalet Bakanlığı’na bilgi verdi.

27 Temmuz 2000 tarihinde, Adalet Bakanlığı, Zeki ve İlyas’ın kimlik kontrolü nedeniyle yakalandıklarını, İlyas’ın genç olması sebebiyle aynı gün, Zeki’nin ise kayıtlara geçmeden, kontroller sonrasında serbest bırakıldığını, bu amaçla tutanak tutulmamasının Jandarma Komutanı’na isnat edilemeyeceğini ve aleyhinde kovuşturma yapmaya gerek olmadığını kaydetti.

13 Eylül 2000 tarihinde, Adalet Bakanlığı, kararını Apro Diril’in avukatlarına bildirdi.

27 Şubat 2001 tarihinde Zeki ve İlyas’ın yakınları AİHM’ye başvurdu. 19 Ekim 2006 tarihli kararında AİHM, Zeki ve İlyas’ın zorla kaybedilmesinden devletin sorumlu olduğuna hükmetti, zorla kaybedilmesi ile ilgili olarak etkili bir soruşturma yapılmadığı için Sözleşme'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin esastan ve usulden ihlal edildiğine karar verdi.

AİHM ayrıca, Zeki ve İlyas’ın zorla kaybedilmesinin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen Sözleşme'nin 5. maddesini ve etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddesini de ihlal ettiğine karar verdi.

Aktif Filtreler

Ara

Hukuki süreçte son durum

Anayasa Mahkemesi Başvurusu

AİHM Başvurusu

AİHM Kararı

Hukuki süreçte son durum

AİHM Kararı

© Zorla Kaybedilenler Veritabanı 2018. All Rights Reserved.
Website design by Eugene, Development supported by HURIDOCS